İnsanlığın Efendisi

İnsanlığın Efendisi

Yine hicranla Sen’i andı gönül,
Tende cânım, rûh-u revânım Cânân.
Andıkça hasretlere yandı gönül;
Ne olur kıl artık vuslata şâyân.!

Seven ve ağlayan bir bîçâreyim,
Kararsız, derbeder hep âvâreyim,
Yıkılıp dökülmüş bir virâneyim;
Hâl-i hazînim tam mevsim-i hazan..

Güller gülse de ağlıyor hep bülbül,
Bir dert küpü sanki şimdi şu gönül;
Bilmem mümkün mü bu hâle tahammül?
Rûhumda âh u zâr, dilimde figân.

Yanıp kebap oldum, ümidim yıkma!
İtâb et, ama, ağyâra bırakma!
Vefâsız bir kulum cürmüme bakma!
Tavsîfe ne gerek, her şeyim ayân…

Bilirsin gayri imdat edecek yok;
Gönlümü dertten âzâd edecek yok;
Kıtmîr’i başka âbâd edecek yok,
Hatırım virâne, gözlerim giryân…

Gel vur mızrabını kalbimi söylet!
Vur rûhûma nağmelerini dinlet!
Bu gönlüme geleceğini vâdet!
Vâdet ki, kalmadı dizimde dermân..!

M.F.Gülen

O’nun (s.a.v) Doğuşu

486875_418176721580475_283481242_n

Resûl-i Zîşan’ın meşhur şâiri Hassan bin Sâbit (ra) anlatıyor: 

“Ben sekiz yaşlarında var yoktum. Bir sabah vakti, Yahudi’nin biri ‘Hey Yahudiler!’ diye çığlık atarak koşuyordu. Yahudiler, ‘Ne var, ne yırtınıyorsun?’ diyerek adamın başına üşüştüler. Yahudi şöyle haykırıyordu: 
‘Haberiniz olsun, Ahmed’in yıldızı bu gece doğdu. Ahmed bu gece dünyaya geldi.’
İbni Sa’d’ın naklettiği konu ile ilgili bir rivâyette ise Mekke’de oturan bir Yahudi, Allah Resûlü’nün doğdukları gecenin sabahı Kureyşlilerin karşısına çıktı ve sordu:

‘Bu gece kabilenizde bir oğlan çocuk doğdu mu?’
Kureyşliler, ‘bilmiyoruz’ cevabını verince, adam sözlerine devam etti. ‘Varın, gidin, soruşturun, arayın; bu ümmetin peygamberi bu gece doğdu. Sırtında alâmeti var.’
Kureyşliler soruşturdular ve gelip Yahudi’ye haber verdiler: 

‘Bu gece Abdullah’ın bir oğlu dünyaya geldi, sırtında bir nişan var.’
Yahudi gidip peygamberlik alâmetini gördü ve aklını kaybetmişçesine şöyle haykırdı:
‘Peygamberlik artık İsrâiloğullarından gitti. Kureyşlilere öyle bir devlet gelecek ki, haberi doğudan batıya kadar ulaşacaktır.’

Sızıntı,Aralık 2012

O az önce Rabbiyle beraberdi…

Sahabileri ,bereketli Nisan yağmurları yağarken ,onun çok defa yağmurda durup da göğsünü yağmura açtığını görmüşlerdir .

Peygam aleyhissalatü vesselam ,bizzat böyle yaptığı gibi ,sahabilerini de böyle yapmaya çağırmıştır .Niye böyle yaptığını soranlara ise.ancak her an herşeye

O’nun adına bakan bir peygamberin vereceği şu cevabı vermiştir :

“İNNEHU HADİSU AHDİN BİRABBİHİ “

Yani

“Onun Rabbiyle ahdi yeni “

Diğer bir ifadeyle

 “O Rabbinden yeni geliyor ..”

Yahut :O az önce Rabbiyle beraberdi ..

 EBU DAVUD EDEB 114