Küçük Çocuk…

 Büyük şirketlerden birinin patronu, bilgisayar sistemleriyle ilgili önemli bir arızanın acilen giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden birinin evine telefon etmesi gerekir.
 

 Adamın evine telefon eder ve karşı taraftan fısıldayan bir çocuk sesi “Alo” der.
 Patron sorar “Baban evde mi?”
 Çocuk fısıldayarak cevap verir “Evet”
 Patron sorar “Onunla konuşabilirmiyim?”
 Çocuk fısıldayarak cevap verir “Hayır”
 Patron şaşırarak “Peki annen evde mi?”
 Çocuk fısıldayarak “Evet”
 Patron , “Peki onunla konuşabilirmiyim?”
 Çocuk yine fısıldayarak “Hayır”
 Patron çocuğun cevapları karşısında şaşırır ve en iyisinin bir büyükle konuşmak olacağını düşünerek sorar,
 “Orada başka kimse var mı?”
 “Evet” der çocuk fısıldayarak , “Bir polis memuru var”
 Mühendislerinden birinin evinde polisin ne işi olduğuna anlam veremeyen adam sorar
 “Memur beyle konuşabilir miyim?”
 “Hayır” der ufaklık, “Şu anda meşgul”
 İyice meraklanan patron: “Neyle meşgul?”
 Çocuk fısıldayarak cevaplar: ” Annemle babamla ve itfaiyeci amcalarla konuşuyor”
 Meraklanan ve endişelenen patron , telefondan gittikçe artan bir gürültü duyar “Bu ses de ne? Diye sorar.
 “Bir helikopter” der çocuk, hala fısıldayarak.
 Panikleyen patron: “Neler oluyor orada” diye sorar
 Çocuk hala fısıldayarak: “Arama kurtarma timi geldi”
 Patron endişeli ve neler olduğunu bilmemenin kızgınlığı içinde: “İyide neyi arıyorlar”
 

 Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak cevap verir:

 

“Beniiiii”

 :)

Dua Ediyor Musun?

Ben bir çocuğa latifvari dedim ki:
”Sen bana galiba dua etmiyorsun.”

Şimdi, çocuk oradaki itminanı kavrayacak yaşta değil, fakat selim fıtratın/yalana karşı kapalı bulunmanın hissiyle bana şöyle dedi orada : ”Ben sizi hatırlayamıyorum duada.”

Ben de başını öptüm onun…
İŞTE BU DOĞRUDUR; ÇOK ÖNEMLİ BİR DOĞRUDUR BU.

Bu çocuk bana şirin görünmek için ‘Yapıyorum arasıra’ diyebilirdi; bu kuyruklu bir yalan. ‘Bazen yapıyorum’ der; bu da kuyruksuz bir yalan. Yalan yani, hepsi yalan. Ama bu mevzuda çok doğru olmak lazım…

M.F.G

Al Bunu Paylaş!!!

ÜÇ YAŞINDAKİ kızımız ve ondan iki yaş büyük oğlumuzla birlikte uzun bir seyahate çıkmıştık. Yollarda çocuklara meyve, çikolata vs. almak için sık sık durur, her defasında aldığımız şeyleri arka koltukta oturan çocuklara uzatırken, kimin eli uzansa:

“Al, bunu kardeşinle paylaş!” derdik.

Bir gün, takip ettiğimiz yolun ikiye ayrıldığı bir yerde tereddüde düştük. Sağdaki yolu mu takip etmemiz gerekiyor, soldaki yolu mu derken, karımla aramızda tartışma çıktı. Direksiyonun başında ben oturduğum için gaza bastım ve kendi dediğim istikametten yola devam ettim. Karım benim bu hareketime çok içerledi, suratını astı ve başını yana çevirip benimle hiç konuşmadı.

Aramızdaki gerginliği anlamış olacak ki, küçük kızımız arkadan uzanıp annesini öptü ve:

“Al anneciğim, bunu babamla paylaş!” dedi.

Onlarca kilometreyi gergin ve dargın halde geçirmiştik. Kızımın bu hareketi eşimin kalbini yumuşattı ve beni yanağımdan hafifçe öptü.

Yüz küsur kilometre sonra, benim inadına tercih ettiğim yolun yanlış yol olduğu anlaşıldı. Geri döndük, epeyce vakit kaybettik. Ama, bütün bunlara rağmen, kızımızdan aldığımız dersle harika bir yolculuk yaptık.

../Alıntı/..