Birbiri içinde sarılı sofralar…

Güya kâinat,
gül çiçeğinin yaprakları ve mısır sünbülünün gömlekleri gibi
birbiri içinde sarılı, yüzbinler ayrı ayrı, çeşit çeşit sofralardır ki;
o sofralar adedince
ve onlardaki taamlar ve nimetler mikdarınca diller ile
ve ayrı ayrı, küllî ve cüz’î lisanlar ile
bir Rahman-ı Rezzak’ı, bir Rahîm-i Kerim’i
bütün bütün kör olmayana gösterir.

RNK

Gül ve Bülbül

               

GÜL VE BÜLBÜL

              Bülbül şakır Hakk diye gül bahçesinde..
              Güller feyz alır da, zikre dalar her gece

              Coştukca coşar bülbül, sesiyle inletmekde
              Duyan, duymayan her gül, Hakk’a boyun eğmekde..

              Yine günlerden bir gün, bülbül öter cezb ile,
              Birden kalakaldı…karşısında ak gülü görünce.

              “Yarab! Ne güzeller yaratmışsın, sevmek için bizlere,
              Sevmemek elde mi ki, böyle bir gül görünce?”

              Bülbül yandı aşk ile, solmada gün be gün,
              Lakin haberi yoktu bu aşkdan, o ak gülün.

              O yüzünü Hakk’a dönmüş, bülbüllerden ona ne?
              Bülbül en güzel şarkısını, ak güle söylemekte..

              Derken günün birinde,kuraklık aldı gitti..
              Güllerden her biri, bir damla suya hasretti.

              Güneş yaktıkca yaktı, güller telef olmakta,
              Bahçedeki çiçekler, birer birer solmakta.

              Ak gül yalvardı, onu yaradan Allah’a,
             “Ne olur bir damla su, zikrim yarım kalmada.”

             “Getiremezsem sonunu, sana kavuşamam ben,
              Bir damla daha ver, sonra al beni hemen”

              Bülbül acı ile duydu, gülün narin sesini…
              Lakin damla su yok ki, tamamlasın zikrini.

              Düşündü aşk ile, bir gülü bir kendini,
              Aşkı için verse ne çıkar ki kalbini.

              Karar verince böyle, mutlu oldu aniden,
              Gitti gülün yanına dedi”Telaşlanma birden” 

              Seni Hakk’a vardıracak, bir damla su değilmi?
              İşde sana veriyorum, al bu aşık kalbimi.

              Bülbül dayadı kalbini, gülün en iri dikenine,
              Diken battıkca battı, gül başladı zikrine.

              Akan damla kan değil, gönül dolusu sevda,
              O sevda ulaştırdı, bülbül ile gülü Hakk’a

              Ertesi gün gelenler, baktılar her yer tarımar..
              Boynu bükük bir gül kalmış, rengi al mı al.

              Dibinde koca bir yürek, vermiş kendini güle,
              Tutmuş Hakk’ın yolunu, gülü ile birlikde.

              Almalı sözlerimden, her er kişi bir hisse,
              Hakk’a SEVGİ ile varılır, eğer Hakk ister ise.

              Lakin saf olmalı, gönüldeki o duygu,
              Ne kıskançlık ne hile, karışmamış bir olgu

              Karşılıksız sevmeli, beklemeden menfaat..
              Almadan vermeli insan, etmeli hep feragat.

              O zaman Hakk’ı bulur, kişi halkın içinde,
              Beyhude geçmez ömür, yaşar sonsuz sevgide..

 

  ..Alıntı..

Beni Sen’den Ayırma..

Ey Allah’ım beni senden ayırma 
Beni senin didarından ayırma 

Seni sevmek benim dinim imanım 
İlahi din ü imandan ayırma 

Sararıban soldum döndüm hazâna 
İlâhi hazânım daldan ayırma 

Şeyhim güldür ben anın yaprağıyım 
İlahi yaprağı gülden ayırma 

Ben ol dost bahçesinin bülbülüyüm 
İlahi bülbülü gülden ayırma 

Balığın canını suda dediler 
İlahi balığı gölden ayırma 

Eşrefoğlu senin kemter kulundur 
İlahi kulu sultandan ayırma.. 

Eşrefoğlu Rumi